Sık sorulan sorular2018-12-30T22:29:50+03:00

Soru 1. Yıllardır baş ağrısı çekiyorum. Her gün bir avuç ilaç içiyorum. Bunun bir çaresi yok mu?

Modern tıpta baş ağrısının ilaçlar ile giderilmeye çalışılması ilaç kullanmanın yan etkilerini kabul etmek demektir. Bunun yanında tedavi olarak ilaç kullanıldığında hastalık tamamen iyileşmemekte, sadece atakların sıklığında azalma sağlanabilmektedir.

Bu noktada ciddi bir yan etkisi olmayan nöralterapinin en önemli uygulama alanı migren ve diğer baş ağrılarıdır. Nöralterapi; baş ağrıları arasında en çok görülen migren, gerilim tipi baş ağrısı, küme baş ağrısı ve servikojenik baş ağrılarında uygulanmakta olup, sonuçların oldukça başarılı olduğu gözlemlenmektedir.

Nöralterapi seanslar halinde uygulanır; seans sayısı ve aralıkları hastaya göre değişir. Seanslardan fayda görme tamamen iyileşme şeklinde olabildiği gibi yakınmaların şiddetinin, süresinin ya da sıklığının minimize edilmesi şeklinde de olabilir.

Öte yandan, akupunkturla da her türlü baş ağrısına tedavi uygulamak mümkündür. Akupunktur zaten bedende, endorfin denilen morfin benzeri ağrı kesicilerin salgılanmasını sağlayarak ağrı kesici etki yaratır. Belli aralıklarla ve bir tedavi dizini şeklinde yapılan akupuntur ile baş ağrısı tedavisi oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Son olarak, yukarıda belirtilen tedavi yöntemleri ile kombine edilen bilinçaltı tedavileri ile de baş ağrısı kontrol altına almakta rahatlatıcı ve sinerjik bir etki yarattığı görülmektedir.


Soru 2. Dizlerim kireçlenmiş, platin takılacak dendi. Ameliyat dışında bir çözüm var mı?

Diz kireçlenmesi (Gonartroz), yetişkin hastalarda görülen en sık diz ağrısı nedenlerindendir. Diz eklemi, vücudumuzun hareket ile bağlantılı yükünü oldukça yoğun bir şekilde yıllarca çektiği için en çok yıpranan eklemimizdir. Diz kireçlenmesi (Gonartroz), dizin eklem yapısının, kıkırdağının, bağlarının ve menisküslerinin yıprandığı, eklem sıvısının azaldığı bir görüntüdür. Diz ekleminin osteoartriti (diz kireçlenmesi) başka bir hastalığa bağlı olmadan yaşlanma süreci ile beraber görülebileceği gibi çeşitli romatizmal hastalıklar, travma sonrasında eklem kıkırdağının bozulması gibi sebepler ile de oluşabilir.

Diz kireçlenmesinin tedavisinde, bütüncül yaklaşımla hastayı beslenme programından yaşam tarzına kadar ele alıp değerlendirmek gerekir.

Hastaya cerrahi önerilmeden önce fizik tedavi ve egzersiz alışılagelmiş tedaviler olarak ilk planda tercih edilmelidir. Bunların dışında deneyimli ve uzman ellerde uygulanan proloterapi, PRP-CGF gibi tedavi yöntemleri diz ameliyatı önerilen hastalarda bile umut vadeden bir tedavi olabilir.

Ayrıca özellikle istirahat ağrıları (gece ağrıları) bulunan hastalara uygulanan radyofrekansablasyon tedavisinin yüz güldürücü sonuçları bulunmaktadır.


Soru 3. Diyet yapmakta zorlanıyorum. Sağlıklı bir şekilde nasıl zayıflayabilirim?

Etkin zayıflama yöntemi olarak kullanılan diyet tek başına zayıflamak için yeterli olmayabilir. Bunun yanında diyette verdiğimiz kiloları almamak ve ideal kilomuzu korumak da önemlidir. Burada, kişinin diyet programını uygularken akupunkturun verdiği sinyallerle daha hızlı ve daha sağlıklı kilo vermesi hedeflenmektedir.

Pek çok rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan akupunktur,  genel olarak zayıflamada da çok sık başvurulan bir yöntem olmuştur. Zira, akupunkturda kullanılan iğneler kişide tokluk hissi uyandırarak acıkmayı önlemektedir.

Akupunkturun zayıflama üzerine etkileri şu şekilde sıralanabilir:

-İştahı ve acıkmayı azaltır. Kilo verdikten sonra ideal kilonuzun aynı seviyede kalmasını sağlar.

-Midede ekşime ve yanma hissini azaltır.

-Metabolizmayı hızlandırır.

-Diyet yaparken halsizlik ve bitkinliği önler. Stresi azaltır

Amaç sellülit ve bölgesel zayıflama ise bacak, karın, kalça, diz çevresi, mide, yan, sırt, kol bölgesi gibi bölgelere ince uçlu bir iğne ile mezoterapikilaç karışımı enjekte edilir. Bu ilaçlar o bölgedeki yağ hücrelerini yıkıp, kan dolaşımının artmasına neden olduğundan seanslara düzenli bir şekilde devam edildiğinde bölgedeki selülitlerde azalma ve hatta yok olma, istenilen bölgede (kişinin probleminin yoğunluğuna göre) tahmin edilenin ötesinde hızlı incelme (normalden çok daha çabuk incelme) ve zayıflama oluşur. Kişide genel bir kilo problemi söz konusu olduğunda mezoterapi ile birlikte kombin bir şekilde diyet ve akupunktur tedavisi verilir.

Mezoterapinin en büyük avantajlardan birisi bölgede zayıflama sağlarken sarkma probleminin olmaması ve tam tersine toparlama ve şekillenme göstermesidir, hanımlarda özellikle gebelikten sonraki sarkma problemleri ve yaşın ilerlemesine bağlı kol altlardaki sorunlarda bilinçli bir şekilde uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilebilir.


Soru 4. Sigarayı bırakmak istiyorum bunu destekleyecek ne gibi tedaviler mevcut?

Kendimizi iyi, keyifli ve huzurlu hissetmemiz, beynimizden salgılanan serotonin ve endorfin hormonları sayesinde gerçekleşir. Normalde kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca, çikolata veya güzel bir tatlı yiyince bu hormonların seviyesi yükselir.

Sigara içilmediğinde nikotin ortadan kalktığında kişi mutsuz ,bıkkın,gergin hisseder. Kulakta tespit edilmiş refleks noktalarına takılan akupunktur iğneleri veya lazer akupunktur, bu sinir uçlarını uyararak endorfinlerin salınmasını sağlar. Bu da kişinin sakinleşmesine, keyif ve huzur bulmasına, yoksunluk belirtilerinin (gerginlik, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, yorgunluk, dilde ve başta uyuşma, boşluk hissi, konsantrasyon azlığı, dikkat eksikliği, baş ağrısı, ishal veya kabızlık ve iştah artışı) azalmasına neden olur. Zira sigara içen kişilerde de seratonin ve endorfin salgılama işi sigara tarafından üstlenildiği için vücudun otonomisi bozuluyor. Bu nedenle sigara tiryakileri, keyiflenince ya da dertlenince hemen bir sigara eğilimine giriyor. Sigarayı bırakanlar ilk hafta seratonin salgılanamadığı için zorlanmaktadırlar. Bu noktada devreye giren akupunktur sayesinde gerginlik, uyku kalitesinin bozulması, yorgunluk, sinirlilik, dikkat eksikliği, baş ağrısı, iştah artışı gibi sigara yoksunluğu şikâyetler hissedilmeden alışkanlıktan kurtulmak mümkün olmaktadır.

Diğer bir sigara bırakma yöntemi olarak hipnoz önerilebilir. Hipnoz yönteminde sigara bağımlılığı, bilinçaltına yerleşmiş ve bu nedenle otomatikleşmiş güçlü bir bağımlılık olarak tarif ediliyor. Sık tekrarlanan her düşünce veya davranış bilinçaltına geçerek kaydediliyor ve alışkanlık haline geliyor. Bu anlamda hipnozun sigarayı bırakma konusunda etkili bir yöntem olduğunun altı çiziliyor. Hipnozla bilinçaltına ulaşılıyor ve sigara içmeye neden olan alışkanlığın kökleri bilinçaltından silinebilir.

Ayrıca mezoterapi de bağımlılık tedavisine destek olarak kullanılabilir.


Soru 5. Cildimin doğal yöntemlerle genç, sağlıklı ve pürüzsüz görünmesini istiyorum bu mümkün müdür?

Kilo alıp verme, kalitesiz beslenme, güneş koruyucu krem kullanmadan güneşin yıpratıcı etkisine maruz kalma, stresli yaşam koşulları, cildin makyaj gibi kimyasallara maruz kalması, sigara içme gibi birçok faktör nedeniyle cildimizin yaşlanma süreci hızlanmaktadır. Ciltte kuruma, kaz ayaklarında, dudak üstünde alında ince kırışıklıkların gelişimi, elastikiyet kaybı ve mat görünüm ortaya çıkmaktadır..

Deride kozmetik sorun oluşan bölgelere küçük iğneler yardımıyla çeşitli vitaminlerin, minerallerin ve hyaluronikasitin enjekte edilmesi yöntemi olan Mezoterapi sayesinde cilt güzelliğine büyük katkı sağlanmaktadır.

Uzman bir doktor gözetiminde ve gerekli sıhhi koşulların sağlandığı bir klinikte yapılan mezoterapi uygulaması cildin kaybolmuş nemini tekrar geri getirerek daha parlak, daha sıkı bir cilt görünümü sağlamaktadır. Hyalüronik asit ayrıca ince kırışıklıkların azalmasında da son derece etkilidir.

Hyaluronik asit cilt altına küçük iğneler yardımıyla verilebileceği gibi, daha konforlu ve acısız bir yöntem olan dermapenle de rahatlıkla tüm problemli cilt alanına uygulanabilmektedir.

Benzer şekilde PRP/CGF-CD34; göz çevresindeki kırışıklıklar, yanaklar ve orta yüz bölgesi, boyun, göğüs ve dekolte, el ve kollar üzerine cildin gençleştirilmesi ve doğal yollarla sağlıklı ve pürüzsüz görünmesi için uygulanabilir. PRP saç tedavisi içinde faydalı bir yöntem olarak kafa derisi üzerinde saçların tekrar büyümesinde olanak sağlar. Özellikle cilt gençleştirme ve yaşlanma belirtilerine önlem alma için son derece etkili bir yöntemdir.


Soru 6. Belimden bacağıma vuran ağrım mevcut ve gece yatakta sağa sola dönerken zorlanıyorum. Sadece egzersiz tedavim için yeterli midir?

Bel ağrısı toplumda oldukça yaygın bir şikayettir. Akla hemen bel fıtığı gelse de bel ağrısının başka pek çok nedeni olabilir.Uzman  hekim tarafından sorulacak doğru sorular ve detaylı fizik muayeneyle bel ağrısının sebebi teşhis edilebilir. Bel ağrısı tedavisinin olmazsa olmazı egzersiz olmasına karşın mutlaka sebebe yönelik tedaviler uygulanmalıdır. Başlıca bel ağrısı sebepleri şöyle sıralanabilir:

  • Kas ağrıları
  • Bel Fıtığı (Lomber disk hernisi)
  • Bel Kayması (Listezis)
  • Lomber Faset Sendromu
  • Osteoporoz
  • Omurga Kırıkları
  • İltihaplı Eklem Romatizması (AnkilozanSpondilit)
  • İç Organlardaki Rahatsızlıklar

Bel fıtığı ve Bel kayması erken evrede tespit edilirse, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve ağır kaldırmamaya dikkat edilerek sorunsuzca yaşanabilir. Orta-ileri evre hastalarda ilk olarak önerilebilecek tedavi seçeneği proloterapi olabilir. Bunun yanı sıra nöralterapi, faset enjeksiyon, radyofrekans ablasyon gibi tedaviler uygulanabilir. Kök basısı, sinir hasarı geliştiği durumlarda cerrahi gerekli hale gelir.


Soru 7. Kızımın sınav öncesi gerginlikleri ve kaygıları var. Sınavından başarısız olmasından endişe ediyoruz. Bilinçaltı tedavi yöntemleri bu konuda yardımcı olur mu?

Hipnoterapi yönteminin sınav kaygısını gidermede ve diğer farklı psikolojik sorunları gidermede çok başarılı olduğu söylenebilir. Bunun nedeni ise hipnoz altındaki kişiye duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, algılarını değiştirmeye yönelik telkinlerin direkt olarak bilinçaltı ile iletişim kurularak verilmesidir. Hasta hipnoz altında iken uyku ile uyanıklık arasındaki duruma benzetilen bir halde bulunmaktadır. Yani kendisine hâkimdir ama bilinçli zihni tam olarak açık değildir. Bu nedenle belirli düşüncelerini değiştirmeye yönelik telkinleri (sorununu çözmek istemesi ve yaşam tarzı ile çelişmemesi durumunda) diğer yöntemlere göre daha kolay bir şekilde kabul eder.  Sınav kaygısı konusunda örnek vermek gerekirse, üniversite sınavında başarısız olması sonucunda hayatta başarılı olamayacağı ve arkadaşlarının kendisiyle alay edeceği konusu genç bir zihne yerleşmişse, klasik terapi yöntemleriyle bunu değiştirmek çok zordur veya hastanın bazı ortamlara girmesi, egzersizler yapması gerekeceği için vakit alacaktır. Oysa hipnoterapi yöntemiyle üniversite sınavında başarılı olamasa bile birçok farklı alternatifinin olduğu hastaya telkin edilebilir, sınavda başarısız olması halinde ve arkadaşlarının kendisiyle alay etmeleri halinde durumu önemsememesi sağlanabilir. Dolayısıyla sınav kaygısını istenilen sağlıklı düzeyine çekmek ve kişinin motivasyonunu artırmak mümkün olur. Bu da birçok farklı psikolojik sorunda hipnoterapi yönteminin klasik terapi yöntemlerine oranla daha kısa süre içinde ve daha başarılı olabileceği anlamına gelir. Tabi hipnoterapi ile ulaşılan sonucun düşüncelerin, davranış kalıplarının değişmesi ile gerçekleştiği ve kalıcı yani kesin sonuç olduğu da unutulmamalıdır.


Soru 8. Kronik yorgunluğum mevcut. Çok dinç kalktığım bir günde dahi birkaç saat içinde yorgun düşüyorum. Nasıl kendimi toparlayabilirim?

Çağımızın güncel sorunu yorgunluk, son yıllarda giderek artan yoğun ve stresli çalışma hayatı, modern yaşamın yüksek temposu gibi çok sebepten dolayı kronikleşmekte ve birçok kişiyi etkilemektedir.

En az 6 ay veya daha uzun bir süre devam eden, dinlenmekle hafiflemeyen ve mevcut iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açan bir yorugunluğunuz var ise bu durum Kronik yorgunluk sendromu olarak tanımlanabilir.

. Bu genel belirtiler dışında kronik yorgunluk sendromu olan kişilerde aşağıdaki belirtilerde sıklıklı görülür.
. Hafıza ve konsantrasyonda kısa süreli bozulma veya azalma
Kas ağrıları
. Eklemlerde belirgin kızarıklık veya şişlik olmamasına rağmen ağrı olması
Yeni oluşan, şekil değiştiren veya ciddileşen baş ağrısı
Sabah uyanınca kendine gelememe (uykulu olma halinin devam etmesi)
Cinsel istek ve performans da azalma
Kronik yorgunluk sendromu birçok sebepten olabilmekle beraber, en kabul gören nedenler, yoğun stres, aşırı çalışma temposu ve günlük yaşamın yarattığı diğer baskılardır.

Hayatın bir parçası olan stres, kontrol edilemezse başka hastalıklara yol açabildiği gibi, kronik yorgunluk sendromunun da en önemli nedenini teşkil eder.

Bu hastalığa yakalanmış kişilere hastalıkları hakkında detaylı bilgi vermek endişelerini gidermek gerekir. Çünkü kişi çâresizdir, tetkikleri normal olduğu için kendisi bile hasta olduğuna inanmaz. En son araştırmalardaki hormonal dengesizliğe ve asidoza yönelik olumlu uyarılar verilerek vücudun kendi tamir ve tedavi mekanizmalarını düzenleyen NÖRALTERAPİ ile OZONTERAPİ  bu hastalara yardımcı olabilir. Bağışıklık sistemi, hormonal düzen, lenfatik akım ve sinir sistemi hepsi bir bütündür. Birinde meydana gelen aksaklık domino taşları gibi birbirini etkiler veya tetikler.

İşte Tamamlayıcı Tıp metotları bu noktada vücudu bir bütün olarak ele alıp bütünsel tedaviyi hedeflemektedir.  İlave edilecek en etkili tamamlayıcı tedaviler; beslenme ve bağırsak flora düzenlenmesi, egzersiz, bilişsel davranışsal yaklaşım tedavileridir.

Şikayetlerin belirgin olduğu durumlarda tedavinin hızlı olması ve hormon bezlerinin kendi kendini düzenlemesi(regülasyon) için girişimsel tedaviler uygulanır. Nöralterapi yöntemi ile hipofiz, tiroid, sürrenal ve genital hormon bezlerine yapılacak girişimler hormonal dengenin yeniden kurulmasını kolaylaştıracaktır. Yine bağırsak florasının bozulması veya bazı yiyeceklere duyarlılık varsa bunların düzenlenmesi tedaviyi hızlandırır. ozon terapi ile dolaşımın düzenlenmesi , bağışıklığın güçlendirilmesi tedavi başarısını arttırır.


Soru 9. Ayaklarımın üstüne basmakta zorlanıyorum hangi tedaviler uygulanabilir?

Geleneksel tedavilere dirençli olan ve yeterli düzeyde fayda görmeyen topuk dikeni (epikalkanei)olgularında ”RadyofrekansAblasyon” yöntemi kullanılabilir. Kronik topuk ağrısı tedavisinde diğer yöntemlerden farklı bir uygulama olan ”RadyofrekansAblasyon” tedavisiyle uygun hastalara uygulandığında bir defada yüksek başarı oranı elde edilebilir. Bu yöntemi diğer yöntemlerden ayıran en önemli özellik bir defada kalıcı sonuca ulaşılmasıdır. Bu yöntem ağrıya neden olan ve plantarfasiite bağlı ağrıyı taşıyan ufak milimetrik sinirleri radyofrekans (RF) enerjisi ile yakmaya dayanır. Hastanın işleme uygun olup olmadığına deneme enjeksiyonu ile karar verilir. Yakılacak olan sinir bölgesine yaklaşık 0.5 cc lokal anestetik enjekte edilir eğer hasta bu enjeksiyondan fayda görürse bu işleme uygun bir aday olarak değerlendirilir. İşlem sonrasında hasta evine dönüp günlük yaşamına devam edebilir. Bir günlük evde dinlenmenin sonrasında normal yaşantısına dönebilir.

Sabahları ayağında büyük ağrılarla uyanan hastalara uygulanan radyofrekans ablasyon tedavisi sonrası 3-4 seanslık Proloterapi tedavisiyle hastalar hem ağrılarından hem de hastalık sonucu oluşan duruş bozukluklarından kurtulabilirler.